ŞANLIURFA İLİ
ŞANLIURFA
ŞANLIURFA TARİHİ GÜZELLİKLERİ | ŞANLIURFA TARİHİ GÜZELLİKLERİ |
|
Urfa Kalesi Bugün kentin ortasında kalan Halil-ür Rahman ve Aynzeliha göllerinin güneyindeki tepe üzerindedir. Doğu, batı ve güney tarafı kayadan oyma derin savunma hendeği ile çevrili, kuzey tarafı ise sarp kayalıktır. Hz. İbrahim Nemrut tarafından bu tepeden ateşe atılmıştır.
Urfa Kalesi Şehir surlarının 812814 yıllarında yeniden inşa edilmesi sırasında kalenin de onarıldığı tahmin edilmektedir. Güneydeki kayadan oyma hendeğin M.S. III. yüzyıla ait kaya mezarlarının üzerine yapıldığı kesilmiş kaya mezarlarından anlaşılmaktadır. Kale üzerindeki iki sütundan doğuda olanının kente bakan kuzey cephesindeki kitabede; "Ben Eftuha'yım, güneşin oğluyum, bu sütunlar ile üzerindeki heykeli Kral Mano nun kızı kraliçe Şalmet için yaptırdım." yazıldır. Kral Mano M.S. 240242 yıllarında hüküm sürmüştür. Bir görüşe göre de mancınıkları sembolize etmek için yapılmış iki sütundur. Kale üzerinde Bizans ve İslami devirlere ait çok sayıda yapı kalıntısı bulunmaktadır. Selçuklular, Eyyübiler, Memlükler, Akkoyunlular ve Osmanlılar dönemlerinde çeşitli onarımlar geçiren kalenin kuzey, güney ve doğu cephelerindeki duvarlarda çeşitli onarım kitabeleri bulunmaktadır.
Hasan Padişah Camii Çok kubbeli camiler grubuna giren Hasan Padişah Camii, kıble duvarı boyunca sıralanmış tromplu üç büyük kubbe ile örtülü dikdörtgen bir plana sahiptir. Son cemaat yeri önde payeler üzerinde oturan çapraz tonozlarla örtülü sekiz gözlüdür. Doğu baştaki göz Toktemur Mescidi önüne rastlamaktadır. Avlunun kuzeyinde yer alan minareA859 tarihinde Halil Bey tarafından tamir ettirilmiştir. 1960'larda avlu kemerli ihata duvarı ile çevrilmiştir.
Ulu Cami
Halil-Ür Rahman Camii Cami'nin m. 504 tarihinde (Bizans dönemi) Urbısyus'un maddi yardımlarıyla monofizitler adına yaptırılan Meryem Ana Kilisesi üzerine inşa edilmiştir. Minare süslemeleri ve şerefedeki sütunların akantüs yapraklı başlıkları Bizans devri süsleme özelliklerini yansıtmakta ve minarenin 504 tarihli Meryem Ana Kilisesi'nin çan kulesi olabileceğini ihtimalini akla getirmektedir. Caminin doğudaki harim kapısı üzerindeki kitabede "Peygamberlerin atası Halil-ür Rahman' nın makamı olan bu cami h 1225 m 1810 tarihinde yapılmıştır" yazılıdır. Caminin batısına bitişik makam kısmının kapısı üzerindeki h. 1228/m 1871 tarihli kitabede Hz. İbrahim'in ateşe atılması ile ilgili ayeti kerime yazılıdır. Eyyubiler döneminde inşa edilen Cami, 1810 tarihinde temelden başlanılarak önemli değişiklikler geçirmiş olmalıdır. Halk arasında "Döşeme Camii" veya "Makam Camii" anılan bu Camii'ye Evliya Çelebi de "İbrahim Halil Tekkesi olarak bahsedir: "Tekkenin içinde bir kaynak vardır ki, Nemrud Hz. İbrahim'i atmak için yaktırdığı ateşin olduğu yerden çıkmıştır. IV. Sultan Murad, Badat Seferi'ne giderken su tekkeyi ziyaret edip iki balık yakalatarak kulaklarına birer altın küpe takmıştır. Bir adam yedi gece, yedi gün bu tekkeyi muradı olur derler. Saf suyundan içenler Allah'ın emri ile çarpıntıdan kurtulur. Bunun için Urfa halkında çarpıntı olmayıp sağlam olurlar.
Mevlid-İ Halil Camii Mevlidi Halil Camii, İbrahim Peygamber'in doğduğu mağaranın batısına bitişik olarak inşa edilmiştir. Harim kapısı üzerindeki kitabede caminin h. 1852 tarihinde Mahmut Oğlu Mahmut Ağa tarafından onarıldığı yazılıdır. Avlunun güney doğusundaki iki odadan biri, h.1272/m.1855 tarihinde Ahmet Bican Paşa tarafından, diğeri h.1305/m.1885 tarihinde Derviş Musa tarafından yaptırılmıştır.
Rızvaniye Camii Rıdvaniye Camii, Bizans dönemine ait St. Thomas Kilisesi'nin yerine inşa edilmiştir.Enine diktörgen planlı yapı mihrah duvarı boyunca sıralanan üç kubbe ile örtülüdür. Üç gözlü son cemaat yeri, önde iki sütuna, yanlarda duvarlara oturan üç kubbe ile örtülüdür. Yanlardaki kubbeler yarım kubbelerle örtülmüştür.
Rızvaniye Medresesi Medresede inşa malzemesi düzgün kesme taş kullanılmıştır. Avlunun kuzey kenarı ortasındaki kubbeli dershane mescit hariç, medresedeki tüm odalar beşik tonozlarla örtülüdür. Avlunun güney kenarında (cami hizasında) caminin sağında beşik tonozlu üç oda, solunda büyük bir oda yer alır. Avlunun doğu kenarında 7 oda bulunur. Kuzey kenarında ortada kubbeli dershane mescit, mescidin doğusuna bitişik beşik tonozlu bir eyvan, eyvanın doğusunda 7 oda, dershane mescidin batısında 8 oda yer alır. Avlunun batısında 9 oda bulunmaktadır. Tüm odalar ocak nişlidir. Medresenin mutfağı avlunun kuzey batı köşesinde, tuvaletleri kuzey doğu köşesinde yer almaktadır. Medrese toplam 34 adet beşik tonozlu oda, l adet kubbeli dershane mescit, bir eyvan, bir mutfak ve tuvaletler bulunmaktadır. Cami ile dershane mescit arasındaki seki, yazlık namazgah olarak yapılmıştır. Sekinin güneyine bitişik kare bir havuz bulunmaktadır. Medrese avlusu çiçeklik ve bahçe olarak dekore edilmiştir. Rızvaniye Camii ve Medresesi 199293 yıllarında Şanlıurfa Valiliği Kültür Eğitim Sanat ve Araştırma Vakfı (ŞURKAV) tarafından restore edilmiştir.
Fırfırlı Camii (Kilise) Yapı apsise dikey üç nefli bazilikal planlıdır. Orta nef dört tromplu kubbe, yan nefler dörder çapraz tonozla örtülüdür. Yan neflere nazaran daha geniş tutulan orta nefin girişten itibaren üçüncü kubbesinin kasnağı 24 adet pencerelidir. Yapıdaki kubbe ve tonozlar ortada bazalt taşından yapılmış mukarnas başlıklı yuvarlak sütunlara, yanlarda duvara bitişik olarak kesme taştan yapılmış yarım sütunlara otururlar. Yarım sütunlar dış cephelerde de birer dekorasyon unsuru olarak görülür. Apsis, camiye çevrilme işlemi sırasında doldurularak pencereye dönüştürülmüştür. Apsisi ve iki yanında yer alan pastoforion hücreleri dışarıdan çıkıntı halindedir. Batı cephedeki giriş kapısı, içeriden yarım kubbeli, dış cepheden sivri kemerli olup, pembe mermer taşından yapılmıştır. Kapının üzerinde Dabbakhâne Camii'ndeki mükebbireyi andırır biçimde üç cepheli ve üç pencereli bir balkon bulunur. Urfa'daki diğer kiliselerde rastladığımız narthex ve gynakaion bölümleri bu yapıda yoktur. Yapının özellikle batı cephesindeki ve köşe kulelerindeki muhteşem taş işçiliği dikkat çekicidir. Kilise camiye çevrilirken güneydeki pencerelerden biri, mihrap haline getirilmiş ve güney duvarın ortasında bulunan yarım sütunun önüne taş minber yapılmıştır. Mihrap üzerinde yer alan kitabedeki tarihten, kilisenin h. 1376 (1956) tarihinde camiye çevrildiği anlaşılmaktadır. Kilise camiye çevrilmeden önce, bir süre cezaevi olarak da kullanılmıştır. Eyyübi Medresesi Medresenin güney duvarında 1781 tarihinde Firuz Bey tarafından yaptırılan çeşme bulunmaktadır.
Eyyüb Peygamber Mağarası Ve Kuyusu M.S. 460 yılında Piskopos Nona tarafından Eyyüb Peygamber kuyusunun cüzzamlı hastaları iyileştirdiğinin keşfedilmesinin üzerine hastalar bu kuyunun suyu ile yıkatılarak sağlıklarına kavuşmuşlardır. Bu kuyunun batısında kayalardan oyulmuş ve Hamam diye anılan mekandan da burada bir tedavi merkezi olduğu anlaşılmaktadır. Hz. İsa'nın Urfa Kralına gönderdiği mucizevi mendili bir hırsız tarafından çalınarak Eyyüb Peygamber kuyusuna atılmıştır. Bu olay, 1145 yılında Urfa'yı alan İslam komutanı İmadeddin Zengi'ye Süryani kilisesinin reisi Basil Bar Şumana tarafından şu şekilde anlatılmıştır. "Urfa'yı ziyarete gelenlerden birisi Hz. İsa'nın mendilini çalar ve cebine koyar. Kosmas manastırında geceleyen ziyaretçinin cebindeki bu mendil karanlıkta ışık ve nur saçmaya başlar. Yanmaktan korkan mendil hırsızı, mendili Eyyüb Peygamber kuyusuna atar. Kuyudan güneş misali bir ışık çıkar, kuyunun içini dışını aydınlatır. Böylece mendil bulunarak kuyudan çıkarılır ve manastırdaki yerine iade edilir." Halk arasında bu olay Ulu Camideki kuyular için de anlatılmaktadır.
Karakoyun Deresi
Karakoyun Deresi Köprüleri
Hızmalı Köprü Karakoyun Su Kemeri Şehir Surları Ve Kapılar Çeşitli kaynaklardan şehir surlarının batıda; Su Kapısı, Batı Kapısı, Kuzey batıda; Samsat Kapısı, Saray Kapısı, doğuda; Beg Kapısı ve güneyde; Harran Kapısı olmak üzere yedi büyük kapısını bulunduğu anlaşılmaktadır.
Yol Gösteren Çeşmesi Abidenin Üzerinde Kafkas yolu, Ankara yolu, Bağdat demiryolu ve şehir merkezine giden Mustafa Kemal Paşa caddesini gösteren kelimeler bulunmaktadır. Abidenin alt kısmı dört cepheden çeşme olarak kullanılmaktadır.
Harb-I Umumi Şehitleri Abidesi
Urfa Evleri Urfa'nın sıcak iklime sahip olması evlerin avlulu, kışlıklı ve yazlıklı, eyvanlı, odaların kalın duvarlı ve tonoz örtülü toprak damlı yapıhna,sında etken olmuştur. Çevredeki dağlardan kesilen taşların işlemeye elverişli olması, mimaride hakim malzeme olarak taşın kullanılmasına neden olmuştur. Yüzlerce yıldan beri işletilen antik taş ocakları bulunmaktadır. Müslümanlığın topluma getirdiği aile mahremiyetinin gereği olarak Urfa evleri haremlik ve selamlık olmak üzere iki bölümlü inşa edilmişlerdir. Selamlık bölümünde küçük bir avlu, bir veya iki oda, eyvan, konukların hayvanlarının barınacağı büyük bir ahır "Develik" ve tuvalet bulunur. Haremlik bölümü ise oldukça zengin planlanmıştır. Genellikle haremlik avlusunun kuzey tarafında, cephesi güneye bakan ve kış aylarında güneş alan kışlık eyvan ve iki yanında "Kışlık" denilen birer oda, avlunun güney tarafında ise bunun simetrisi durumunda cephesi kuzeye bakan ve yaz aylarında güneş almayan yazlık eyvan ve iki yanında "Yazlık" odalar bulunur. Avluyu çevreleyen mekanlar arasında "Zerzembe" (Kiler), "tandırIık" (mutfak) ve hamam gibi bölümler bulunur. Hamamları kumalı, kubbeli, şadırvanı olan sıcaklık ve soğukluk bölümlü, külhanlı olanları da vardır. Eyvanlara verilen önem, Urfa evlerinde odalar dahil hiçbir köşeye verilmemiştir. Bazı eyvanlara şadırvanlar yapılmıştır. Eyvanların cephe duvarlarında havalandırma bacası açılmış, bu bacalar dam üzerinde rüzgarlıkla da nihayetleşmiştir. Bu taşlara çarpan kuzey ve batı rüzgarlarının bacadan eyvana inerek serinlik vermesi sağlanmıştır. Yılın büyük bir bölümünün sıcak geçtiği Urfa' da, ev halkı tarafından kullanılan gün boyunca serin bir mekan olarak kullanılan eyvanlar, aynı zamanda ev planının asıl belirleyici öğesi durumundadır. Eyvanın sayısı ve yeri dikkate alınarak Urfa evleri; eyvansız, tek eyvanlı, iki eyvanlı, üç eyvanlı, dört eyvanlı plan tiplerine ayrılmaktadır. Geleneksel Urfa evlerinde "hayat" denilen avlunun nemli bir yeri vardır. Düzgün kesme taş döşeli yat'ın ortasında mermer bir havuz, kuyu, "curun" de yalak, içerisinde incir, dut, nar, portakal, kebbat (bir çeşit turunçgil), annep, zakkum, asma gibi ağaçlardan biri veya birkaçının yer aldığı çiçeklik bulunur. ÇiçekIik aynı zamanda çöpe atılması günah olan sofradaki ekmek kırıntılarının silkelendiği yerdir. Avluyu çevreleyen duvarların dama yakın kısımlarında dikdörtgen nişler şeklinde yapılan kuş evlerinde yaşayan kuşlak çiçeklikteki bu ekmek kırıntılarıyla beslenirler. Bu evlerden görülebilecekler şunlardır: Devlet Güzel Sanatlar Galerisi Şurkav Kültür Evi Sakıb'ın Köşkü Ve Halepli Bahçesi Bu köşk "11 Nisan Fuar Müdürlüğü" olarak kullanılmaktadır. Köşkün soğukluk, ılıklık ve sıcaklık bölümlerinden meydana gelmiş hamamı ilgi çekicidir. Hacı Mustafa Hacıkamil Konağı olarak da bilinmektedir. Gümrük Hanı
Bedesten (Kapalı Çarşı) Sipahi Pazarı Millet Hanı Kesme taşlardan inşa edilmiş olan yapının geniş avlusun çevresinde, ortasından kalın payelerle bölünmüş, birbiriyle bağlantılı, çapraz tonozlarla örtülü, arka duvarlarında yemlikler bulunan geniş mekanlar yer alır. Tavanda zikzak biçiminde havalandırma delikleri bulunmaktadır. Bu mekanlar yer yer aralarında duvarlarla bölünerek odalara dönüştürülmüştür. Avlunun güney kenarının doğu kesimi yıkılmış olup, toprak dolguludur. "Alman Yetimhanesi" olarak kullanılan yapının, eski fotoğraflarında iki katlı olduğu ve güney cephenin batı köşesindeki portal üzerinde bir kitabe ve bunun sağında ve solunda birer aslan kabartmasının yer aldığı görülmektedir. İkinci kat, günümüzde tamamen yıkılmıştır. Hamamlar Haşimiye meydanı Halil-ür Rahman Gölü yolu üzerindeki Eski Arasa hamamı kullanılmadığından boş durumdadır. Yıkılıp kaybolmak üzeredir. Diğer hamamlar içerisinde en görülmeye değer olanı UcuzIuk Pazarı mevkiinde Sultan Hamamıdır. Bu hamamın doğusuna bitişik olarak ayrıca Keçeciler Hamamı bulunmaktadır. Keçeciler Hamamında 'keçe ustaları tarafından keçe pişirme işi yapılmaktadır. Hanlar |
| < Önceki |
|---|